
Korkunç çığlık herkesin aynı yöne bakmasına neden olmuştu. Burada garipliklerin olmaması daha çok şaşırtırdı. İlk gününü anımsadı. Acı anılar artık komik geliyordu. İradesi dışında bir yerde tutulmakla, özgürlükle, insan haklarıyla ilgili binlerce kelime sarf etmişti ama hala buradaydı. Sakinliğin sesini duyabiliyordu. Çığlıklar ve direnmeler yerini uyum sağlamaya bırakmıştı. Alanına gitmek için çıkış kapısına yönelerek görevlinin elindeki cihaza retinasını tarattı. Kapılar tıslayarak yerdeki oyuğa gömüldü ve ardından yükselerek kapandı. Adımlarını belli bir zaman içerisinde atmalı ve bir sonraki kapıya tam vaktinde ulaşmalıydı. Aksi halde kapılar arasındaki geçiş koridorlarında uyumsuzluk başlangıcı tespit edilir ve alarmlar çalmaya başlardı. İsyanları, olası sorunları önleyebilmek adına her türlü kısıtlanmış, özgürlük sağlanmıştı.
Kapsülünün önüne geldiğinde tam vücut taraması yapıldı ve yeni formaları giymek için teslim aldı. Tüm görevlerini tamamlayıp kapsülünde iç sesi ile baş başa kaldığı ana ulaşabilmişti. Kendisiyle sık sık konuşarak delirmeyi önleyebileceğine inanıyordu. Buraya geldiği günü hatırladı. İtirazları neticesinde kapsül yöneticisi yanına çağırıp “Dünyaya dönmek istiyormuşsun. Doğru mu?” diye sormuştu. Sadece başını sallamakla yetinebilmişti. Gözlerinden kontrolü dışında akan gözyaşları daha da öfkelenmesine neden olmuştu ama akıyorlardı işte… Yönetici duygusuz ses tonu ile konuşmaya devam etti: “Şimdi bu talebini yerine getirirsem bedenin tamamen parçalanması yarım saniye bile sürmez. Dünya artık bizim dünyamızdan farklı. Sizleri kapsüllere taşımadan önce bu bilgileri vermiştik aslında. Fakat taşınmanız esnasında beklenmedik hafıza kayıpları ile karşılaştık.” Yönetici optik projektör ile boş duvara bir ekran açtı. Buraya gelmeden önce onay verdiği tüm resmi evrakları sırayla gösterdi. Açıklamalarına devam etti “Sizler dünyanın sonu için bir anlaşma yaptınız. Bir kısmınız neredeyse kusursuz DNA dizilimleriniz nedeniyle tercih edildiniz, bir kısmınız da geliştirmeye devam ettiğimiz çok sayıda önemli girişim için gönüllü olarak katıldınız.” Kendi isteği ile buradaydı yani.
Zorunlu görevler tamamlandıktan sonra kapsüllere hemen dönülmüyordu. Herkesin besin zincirlerine ve sağlık verilerine göre el bileklerinde bulunan çiplerden ihtiyaçları zerk ediliyordu. Düşündü… Çocukken hayal ettiği gelecekte bulunuyordu şu an. Tek bir farkla hayallerde “özgürlük” vardı. Kapsüllerin iç içe geçtiği gerçeklikteydi. Herkes izole bir yaşam formuna gömülmüştü. Kapsüllere girmeden önce kısıtlanmış bir zaman diliminde dünyaya bakma hakkı veriliyordu. Kubbe biçimli saydam kapaklardan bir zamanlar sahip oldukları hayatlara bakıyorlardı. Gerçeği görmek istemezdi kimse. Aslında güneş her gün dünyaya daha da yaklaşıyordu. Dışarda herhangi bir canlı kalmamıştı. Kapsüllere dönülmesini belirten anons duyulduğunda alandaki herkes robotik hareketlerle, aynı anda ama kargaşa yaşanmadan hareket etti.
Rutin yatma öncesi işlerini tamamladı. Bir anda kapsülün kapısının dibe gömülmesi ile gözleri kocaman açıldı. Sonra gülümseyerek elindeki havluyu arkadaşına fırlattı. Gelen arkadaşı, yönetici seviyesindeki kapsüllerde görev aldığı için tüm alanlarda özgürdü. “Sana çok önemli bilgilerle geldim,” diyerek konuya girdi. “Bugün kopyamla karşılaştım,” dedi. Ağzı açık, nefesini tutmuştu. Duyduklarının ne anlama geldiğini düşünüyordu ama anlamlandıramıyordu. “Kopyalarımız mı var? Bunu bilmiyordum,” dedi. Arkadaşı sistemi anlatmaya başladı: “Elbette kopyalarımız var. Buraya sağlanan enerji nasıl elde ediliyor sanıyorsun. Seviyelerimize göre de kopyalarımız farklı alanlarda görev alıyorlar. Tek fark bizler çalışmak için zihinlerimizi kullanıyoruz onlar ise fiziksel güçlerini kullanıyorlar. Bizim sahip olduğumuz kapsüller gibi serbest dolaşım alanları yok. Sadece bedenlerinin sığabileceği büyüklükte kapsülleri var. Onun dışında olduklarında sadece görevlerini yerine getiriyorlar.” Bir süre sessiz kaldılar. Arkadaşı önüne doğru zıpladı ve: “Hadi gidip senin kopyanı da bulalım.” dedi ve cevabını beklemeden kapıya doğru yöneldi.
Kapsüller arası gönderilerin sağlandığı asansörlerde bulmuşlardı kendilerini. Yüksek rütbeli “-42. Kat” komutunu verdi. Çoktan gerekli bilgilere ulaşmış ve arkadaşının kopyasının bulunduğu alanı öğrenmişti. Kendisini yine robot gibi hissediyordu, üst seviyede olmasına güvendiği arkadaşının ardından giderken. Bir kapsülün başına geldiler. Yüksek rütbeli şifreyi tuşladı. İstiridyeye benzeyen kapsülün kapağı açıldı. Kopyası uyuyordu. Aynıydı ama farklıydı. Bir sorunu var gibi görünüyordu. Belki de özellikle bu şekilde üretilmişlerdi. Kopyası gözlerini açtı. Korkmuş görünüyordu ama konuşmuyordu. Yere kan damladı, kopyası yaralıydı. Göğsündeki vida sıkıştı.
