SİL BAŞTAN


How happy is the blameless Vestal’s lot!
The world forgetting, by the world forgot;
Eternal sunshine of the spotless mind!
Each pray’r accepted, and each wish resign’d.

Filmin orijinal adı olan Eternal sunshine of the spotless mind ünlü şair Alexander Pope’un yazdığı Eloisa to Abelard isimli aslı çok daha uzun olan şiirinin bir bölümünden alınmıştır. Türkçeye Sil Baştan olarak çevrilmiştir.


Sil baştan sevmek gerek bazen…

Film son sahneyle başlar. Clementine Kruczynski (Kate Winslet) ile Joel Barish (Jim Carrey) bir istasyonda karşılaşırlar. Birbirlerini önceden tanıyor gibidirler. Aynı trene binerler, Clementine Joel’le tanışmak istese de Joel uzak durmaya çalışır çünkü içine kapanık biridir. Clementine’nin dışa dönüklüğüne karşı koyamaz, birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Ellerine ulaşan kasetler yüzünden hafızalarını sildirdiklerini öğrenen çift sil baştan birbirlerini sevebilecekler mi, acaba?



Hayatı sıfırlamak

Film Clementine ve Joel’in ayrıldığı sahneyle devam eder. Ayrılık sürecinde Clementine Joel’le ilgili bütün anılarını sildirir. Bunu öğrenen Joel de anılarını sildirmeye karar verir. Clementine’nin gittiği doktora gider. Doktor Clementine ile ilgili bütün nesneleri getirmesini ister, nesnelere anlam yükleyerek anılar saklandığı için anıları silmek için önce bu anlamların ortadan kalkması gerekir. Bu sahneyle Freud’un perde anı kavramı devreye girmektedir. Perde anılar bir nesneyle arzuların, duyguların saklanmasıdır. Nesneyle bütünleşme olduğu için unutma tam olarak gerçekleşmez, sadece arzular bastırılır. Silme işlemini Joel’in evinde asistan ve yardımcısı Patric gerçekleştirir. Joel, bilincinin tam kapalı olmaması nedeniyle konuşanları duyar. Joel’in anı nesnelerini çalan Patric’in Clementi’yle sevgili olduğunu öğrenir. Anılarında Patric artık üçüncü şahıs olarak yer alır. Rakip birinin varlığından dolayı Joel anılarının silinmesinden vazgeçer ama silme işlemini durdurması pek mümkün değildir. Bu durumda bilinçaltı devreye girer, perde anılara saklanmaya çalışır. Perde anıların en çok saklandığı çocukluğuna sığınır. Joel küçük bir çocuktur ve masanın altına saklanmıştır. Clementine’den onu kucağına almasını ister. Silinme işleminin devamı nedeniyle arkadaşlarının zorbalığıyla bir kuşun kafasını çekiçle ezmeye zorlandığı daha derin bir anıya saklanır. Silme işlemi durur. Silme işlemini yapan asistan doktoru arar ve doktor gelir. Hiçbir hastasında karşılaşmadığı duruma anlam veremez ama silme işlemini kaldığı yerden devam ettirir. Çocuklukta sevgi ve öfke anılarına saklanan Joel ergenlikte utanç anısına saklanmayı dener ama başarılı olamaz. Clementi’ye veda eder. Anıları saklamak yalnızca nesnelere anlam yüklemek değildir, yaşanmışlık da anıları saklar. Patric ve Clementi’nin donmuş Charles nehri üzerindeki sahneleri buna tanıklık eder. Patric Joel’in Charles nehri üzerindeki anıya dair düşülen nottaki yazıyı Clementi’ye söyler: “Baksana sen ve ben Charles nehrinin üzerindeyiz. Şu anda ölebilirim Clem. Çok mutluyum, daha önce hiç böyle hissetmemiştim. Şu anda olmak istediğim yerdeyim” Clementi bunu duyar ama aynı duygusal tepkiyi vermez hatta kaçarak uzaklaşır. “Birini aklınızdan silebilirsiniz ama onu kalbinizden atmak başka bir hikâyedir.”



Sil baştan başlamak gerek bazen…

Filmin sonu başındaki sahneyle devam eder. Clem, Joel’in evine gider, Joel’i kasete kaydettiklerini dinlerken bulur. Clem, hakkında söylenenleri duyunca bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını anlar. Kapıdan çıkar, Joel onu koridorda durdurur. Her şeye sil baştan başlayabilecekler mi? İzleyip görelim!


Seyircilerin akıllarında hafızamdan neyi sildirmek isterdim sorusu, kalplerinde aşk her şeye rağmen yaşanmaya değer mi sorusu kalıyor. Cevap isteyen bir başka soru ise hayatta Patric gibi olmak nasıl hissettirir? Bir hikâyeyi yaşamak mı? Bir hikâyeye ortak olmak mı?