
2014 yılında gösterime giren “Jimmy’s Hall” (Özgürlük Dansı), Ken Loach sinemasının en sıcak, en umutlu ama aynı zamanda en hüzünlü filmlerinden biri. Loach, klasik işçi sınıfı hikâyelerinin aksine bu kez sanatın ve özgürlüğün insanlar üzerindeki dönüştürücü gücünü anlatıyor.

Film, İrlandalı bir aktivistin ülkesinden uzakta, sürgünde geçirdiği 10 yılın ardından kasabaya dönüşünde yaşananları anlatan ve gerçekliğe dayanan bir uyanış hikayesi.
Film bizi İrlanda’da özgür düşüncenin ve yaşamın Katolik kilisesinin baskısı altında olduğu bir döneme götürüyor. Başkarakter Jimmy Gralton, kasabadaki gençlerin de desteğiyle açtığı salonda insanlara okuma, müzik dinleme, dans etme, resim yapma gibi imkanlar sağlıyor ve tabii ki sürgünü için de gerekli ortamı hazırlamış oluyor. 10 yıl sonra sakin bir hayat yaşamak için döndüğünde ülkenin siyasi ortamının değiştiğini ama kilise ve toprak sahipleri için hiçbir şeyin değişmediğini görüyor.

Loach yine sıradan ama cesur insanlarla sistemin acımasız yüzünün fotoğrafını çekiyor. Filmi izlerken insanların yaşayabileceği hayata önceden birilerinin karar vermiş olması fikri donduruyor kanımızı; eğlenmenin, müzik dinleyip dans etmenin, şiir okuyup birlikte düşünmenin ve hakkını aramanın her şeye rağmen insana yakışan şeyler olduğunu düşünüp kendimizi avutuyoruz.
Başroldeki Barry Ward’ın oldukça sade ve gösterişsiz performansı, filmin yaratmaya çalıştığı atmosferle uyumlu, hayat verdiği karakteri büyük nutuklar atan bir devrimci olarak değil, inandığı şeyi yapmaya çalışan ve ilkeleri olan sıradan bir insan olarak tasvir ediyor.

Film, görsel açıdan da İrlanda kırsalını sıcak ve yeşil tepelerle resmederken özgürlük hissini vermek için dans sahnelerinin gücünü gayet başarılı şekilde kullanıyor.
Hülasa, Loach diyor ki: “Hayattan, patronunuzdan, arkadaşınızdan, gücü elinde tutandan, gücüne güç katandan, en güçlüden hakkınızı isterken birlik olun dostlar, bunları yaparken de birlikteliğinizden keyif alın, eğlenin, gülümseyin, tıpkı Jimmy’nin yüzündeki o haklı gülümseme gibi…”
Çünkü müzik sustuğunda yalnızca eğlence değil, birlikte düşünme ve dayanışma ihtimali de sessizliğe gömülür.

