
“Ekranı kargaşa ve öpücüklerle dolduran vahşice, görkemli bir şekilde düzenlenmiş bir aşk ve kıskançlık hikayesi.”
6 Vahşi Hikaye – Asabiyim Ben (Wild Tales) İncelemesi
Özgün adıyla, Relatos Salvajes 2014 Arjantin, 122 dakika Komedi, Dram, Gerilim Yönetmen: Damián Szifron
Senaryo: Damián Szifron, Germán Servidio
5 Haziran günü Zorba Sinema Kulübü‘nde konuştuğumuz, gayet başarılı bulduğumuz bir yapımdı. Her hikayede aklımızıda kalan mesajlar ve sahneler vardı ama en zayıf gördüğümüz hikaye Teklif hikayesi, çok klişe senaryoydu ve kulüp buluşmasında kimsenin aklına gelmeyecek kadar akılda kalıcılığı düşüktü. Bir tık absürt olaylar olsa da büyütülmüş oyunculuklar yoktu.
67.Cannes Film Festivali’nde ilk gösterim yaptı ve film sonunda Cannes’ın en yüksek onuru olan Altın Palmiye için yarışmaya aday gösterildi. Film ayrıca 87. Akademi Ödülleri’nde yabancı dilde en iyi film dalında aday gösterildi.
Damián Szifron’un aşk, yoksulluk, aile ve intikam temalarıyla altı kısa antolojisinde bu evrensel temaların etkisini filmin ticari başarısında da görebiliriz sanırım.
İngilizce doğru çevirisi Savage Tales, ufak bir nüans farkı var wild ve savage arasında. Savage daha agresif ve saldırgan bir doğaya sahip. Film de kontrolsüz öfke ve onun doğurduğu hem trajik hem komik öykülerden oluşuyor.
Kültürel benzerlik sayesinde günlük hayatta yaşadığımız, hepimizin başına gelebilecek sıradan talihsizliklerin ve öfkenin iliklere işlediği bir toplumda (yakından bildiğimiz bir ülkeye benziyor gibi) olabilecek bir kolaj.
Jenerikteki yerleştirilmiş hayvanlar da filmin ne kadar düşünülmüş olduğunu görebiliyoruz.
1- Pasternak
Jenerik öncesi hikayemizde, havaalanında bir genç kadının uçuş millerini alamayacağını öğrenerek başlıyoruz, çünkü biletini başkası ödemiş. Uçakta başka bir yolcuyla sohbet etmeye başlar ve ikisinin de yıllar önce terk ettiği bir erkek arkadaşı olan Pasternak adında bir adamı tanıdığını öğrenir. Sonra birinin daha tanıdığı ortaya çıkar, sonra birinin daha…
Büyük ve absürt bir intikam hikayesiyle filme güzel bir giriş yaptık. Empati kurduğunuzda sizin “uçağınızda” kimler olurdu diye düşünüyorsunuz.
2- Fareler – Las ratas
Bir adam bir gece boş bir yol kenarındaki restorana girdiğinde, genç garson onun babasını intihara sürükleyen yozlaşmış yetkili olduğunu tanır. Elbette dünyanın yozlaşmış insanlardan kurtulduğunu görmek istiyoruz. Ama lokantanın yaşlı kadın aşçısı, adamın yemeğine fare zehiri ekleyip kurtulabileceğini söyleyene kadar garson kadın bu konuda hiçbir şey yapmaya meyilli değil.
“Fare zehrinin son kullanma tarihini geçtikten sonra, daha az mı öldürücü olur yoksa daha çok mu?”
3- En Güçlü – El más fuerte
“El más fuerte” pahalı bir arabadaki bir adamın ve çok da hoş olmayan bir arabadaki başka bir adamın hikayesini anlatıyor. Diego, pahalı arabadaki adam, diğer adam Mario’nun yol vermemekte ısrarcı olması yüzünden Mario’ya hakaretlerde bulunur. Diego’nun arabası lastiği patlatıyor ve yolun aşağısında ilerlemek zorunda kalıyor. Mario Diego’ya yetişir ve öfkesinin bir kısmını tuzağa düşmüş Diego’ya bırakmaya karar verir. Yoksulluk ve intikam temalarının ağırlıklı olduğu bir bölüm. Yoksulluk dünyanın her yerinde var olsa da, bununla ilgili deneyiminiz şüphesiz köken kültürünüzden etkilenir.Mesela, City of God (2002) da aynı şekilde Brezilya’da yoksul insanları konu edinir.
4- Küçük Bomba – Bombita
“Bombita”, yerel yönetim için çalışan bir patlayıcı uzmanı olan Simón’un hikayesini anlatıyor. Kızının doğum günü için bir pasta alırken, Simón şehrin arabasını çektiğini ve ona bir park cezası verdiğini keşfeder. Simón biletlenmemesi gerektiğine inanıyor ve davasını savunmak için ücret toplama kabinine gidiyor. Ödeme kabinindeki adam fazla yardım etmiyor ve Simón giderek daha da sinirleniyor.
Sistemi benimseyip eleştirmeyi bırakan insanlara çok güzel bir eleştiri niteliğindeydi.
İnsan yaralamadan bombayla protesto planlamak ve “adalet” sağlamak zekasıyla da vahşiliğiyle de etkileyiciydi.
5- Teklif – La propuesta
Ayrıcalıklı insanların kıvranmasını izlemenin zevki dışında hepimizin başka bir yapımda gördüğümüz bir hikaye. En güzel detayın avukatın para konusunda içten pazarlıklı olması. İnsanca, pek insanca.
Olay örgüsü, Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun filmini anımsatıyor.
6- Ölüm Bizi Ayırana Dek – Hasta que la muerte nos separe
Aldatılmış hisseden ve kendi düğününde intikamını alan bir gelinin, baş döndürücü, kararsız, acımasız, incitici ve çok insani olan duygusal bir roller-coaster. Ekranı kargaşa ve öpücüklerle dolduran vahşice, görkemli bir şekilde düzenlenmiş bir aşk ve kıskançlık hikayesi.
Damián Szifron insanların yaşamlarının ekonomik krizlerden, yoksulluktan ve kontrolünün ötesindeki güçlerden nasıl etkilendiğine ve izleyicilerin farklı bir tarihsel alanda gelişmiş olsalar bile bu filmleri çeşitli bakış açılarından anlaşılabilir kılmış.
Bu yozlaşmış sistemin sefil bir kölesisin!
Bu dünyada yapılan hiçbir iyilik cezasız kalmaz.
Ramazan Özer

Eğlenceli bir öfke seremonisi. Oldukça beğendiğim bir filmdi.
BeğenLiked by 1 kişi