
1979 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Halen öğretmen olarak görev yapmaktadır.
Öyküleri Varlık, Kitap-lık, Adam Öykü, Notos Öykü ve İmge Öyküler dergilerinde, çevrilmiş öyküleri ise Transcript Review, Words Without Borders, Kovara W ve Tîroj dergilerinde yayımlandı.
İlk kitabı Ayna Çarpması 2008 yılında yayımlandı. Bu kitap, 2009 Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne ve 2008 Haldun Taner Öykü Ödülü’ne değer görüldü.
İkinci öykü kitabı Sarı Kahkaha’yı 2015 yılında yayımladı. Sarı Kahkaha, 2016 Balkanika Uluslararası Edebiyat Ödülü‘ne değer görüldü ve Fransızca Rire Noir (Kontr Editions), Farsça Kahkahayı Zerd (Anima Pub) isimleriyle yayımlandı.
Kitapları Fransızca, Kürtçe ve Farsçaya çevrildi.
Aslı Gibidir: Diyarbakır Hikâyeleri’nde yer alan yazıların bir kısmı İstanbul Art News, Yokuş Yol’a, K24 dergilerinde ve Evrensel, Cumhuriyet, Le Monde gazetelerinde yayımlandı.
ESERLERİ:

Yayın Tarihi: Kasım 2008
Haldun Taner Öykü Ödülü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü
Pavese’den bir cümleyle başlıyor Ayna Çarpması; “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.” Ve Beatles’tan bir dizeyle kapanıyor: “Bu sabah aynaya baktım kimseyi göremedim.”
Her şey bu iki cümle arasında olup bitiyor; çarpışmalar, bölünmeler, kırılmalar ve dağılmalar… Yani bir hayatla hesaplaşmanın tüm sancıları.
Büyük ve tek bir hesabı, “insan olmaya mahkûmiyeti” paylaştığımıza göre, herkesin payına bir şey düşüyor bu öykülerden.
Murat Özyaşar’dan şaşırtıcı ve yetkin bir ilk kitap…
‘‘Murat Özyaşar’ın, kendi kuşağının öykücüleri arasında çok geçmeden ayırt edileceğini öykülerini ilk okuduğumda da düşünmüştüm. Doğu’nun içinden çıkıp edebiyatın kılcaldamarlarına yürüme cesareti vardı onda. İçinden çıktığı kültürün kendini kısıtlayabilecek bütün yaşamsal sıkıntılarından yazınsal yazının derinliğine dalarak kurtulabileceğini çok erken görmüştü.’’
Semih Gümüş

Yayın Tarihi: Nisan 2011
Murat Özyaşar’ın 2008 Haldun Taner Öykü Ödülü ve 2009 Yunus Nadi Öykü Ödülü sahibi ilk kitabı Ayna Çarpması, şimdi Kürtçe… Pavese’den bir cümleyle başlıyor Ayna Çarpması; “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.” Ve Beatles’tan bir dizeyle kapanıyor: “Bu sabah aynaya baktım kimseyi göremedim.” Her şey bu iki cümle arasında olup bitiyor; çarpışmalar, bölünmeler, kırılmalar ve dağılmalar… Yani bir hayatla hesaplaşmanın tüm sancıları. Büyük ve tek bir hesabı, “insan olmaya mahkûmiyeti” paylaştığımıza göre, herkesin payına bir şey düşüyor bu öykülerden. Murat Özyaşar’dan şaşırtıcı ve yetkin bir ilk kitap… ‘‘Murat Özyaşar’ın, kendi kuşağının öykücüleri arasında çok geçmeden ayırt edileceğini öykülerini ilk okuduğumda da düşünmüştüm. Doğu’nun içinden çıkıp edebiyatın kılcaldamarlarına yürüme cesareti vardı onda. İçinden çıktığı kültürün kendini kısıtlayabilecek bütün yaşamsal sıkıntılarından yazınsal yazının derinliğine dalarak kurtulabileceğini çok erken görmüştü.’’ Semih Gümüş
****************
Bi hevokek ji Pavese dest pê dike “Bîr”; “Ji bo ku ez xwe tenê nehêlim, heta sibehê ez li hemberî neynikê rudiniştim.” Û bi rêzek ji stranek Beatles bi dawî dibe: ‘‘Heta sibehê min li neynikê niherî , qet min kesî nedît.’’ Her tişt di nav van her du hevakan de diqewime; teqînîn, veqetandin, şikenandin û ji hev belavbûn… Ango hemû êşên ku hesabê xwe bi jiyînê re dibine. Hew bi hêzek mezin, ji ber ku em hemû “ mehkûmên însanbûna xwe ne”, ji van çîrokan bêguman tiştin para her kesî dikevin. Ji Murat Özyaşar, pirtukek ewilî û biserketî… “Wexta ku min cara ewilî çîrokên Murat Özyaşar xwend di wê kêliyê de min fahm kiribû ku ew ê di nav çîrokvanên di çaxa xwe de, teqez wê bê hilbijartin. Ew ji navenda rojhilatê derketibû û werekbûnek li ser wî hebû ku dikare xwe berra nav mû-damarên wêjeyê bide. Wî pirr zû bi her du çavên xwe dîtibû ku encax bi xwe berra nav kurbûna nivîs û wejeyê de mirov dikare ji hemû aciziya jiyîna, ku timî astenga li ber çanda ku ew jê hatiye afirandin derdixe, xwe xelas bike.” Semih Gümüş

Yayın Tarihi: Şubat 2015
Ayna Çarpması adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü’nü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Murat Özyaşar’dan ikinci yeni bir kitap: Sarı Kahkaha. “Cümlelerin anlamları yoktur, anlamların cümleleri var. Her anlamın bir cümlesi olmadığı için de hikâyeler var…” Ayna Çarpması adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü’nü ve Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan Murat Özyaşar’dan ikinci yeni bir kitap: Sarı Kahkaha. Ayna Çarpması’nda “Henüz söz vardı, hepsi bir imaydı” diyen Özyaşar, Sarı Kahkaha’da, sözdeki imayı kaldırıp sözün içindeki hikâyeyi anlama sürüklüyor. Anlatılamayan, ancak yazılabilen bu hikâyeler, okurdan anlamak için yoğun bir çaba değil, hissiyat bekliyor… Sarı Kahkaha, beklemeyi bilmiş öykülerle okuruyla buluşmayı, okuruna bulaşmayı arzuluyor. “Herkes ölüsünün ardından kahkaha atar, işte bu krizin, işte bu kahkahanın adıymış sarı kahkaha.”

Yayın Tarihi: Mart 2019
“Hevokan wateyên xwe nînin, wateyan hevokên xwe hene. Ji ber ku her wateyekê hevokeke xwe nîne jî, çîrok hene…”
Pirtûkeke nû û duyem ji Murat Özyaşarê ku bi pirtûka xwe ya bi navê Bîr Xelata Çîrokan a Haldun Taner û Xelata Çîrokan a Yunus Nadi wergirtibû: Kelogirî.
Özyaşarê ku di Bîrê de dibêje “Hêşta gotin hebû, têk de vegêrrana neyekser bû”, di Kelogirîyê de, vegêrrana neyekser a di gotinê de radike û çîroka di nava gotinê de kaşî berev wateyê dike. Ev çîrokên ku ne pêkan e bêne vegêrran, bes pêkan e bêne nivîsîn, ji bo famkirinê ji xwîneran hêvîya hisîyatê dikin, ne ku kêferateke giran…
Kelogirî bi çîrokên bendewarî nas kirî ve awatê dike ku bigihîje xwînerên xwe û di xwînerên xwe bigere.
“Her kes li dû mirîyê xwe dike tîqetîq; ev e, tu nebê navê vê krîzê, navê vê tîqetîqê ye kenê bêxwê.”

Yayın Tarihi: Haziran 2019
Murat Özyaşar’ın metinleri ile Selçuk Demirel’in desenleri Aslı Gibidir: Diyarbakır Hikâyeleri’nde buluştu.
Yazarlar ve kentler… Italo Calvino’nun Görünmez Kentler’i, Orhan Pamuk’un İstanbul’u, Tanpınar’ın Beş Şehir’inin yanında, şimdi Murat Özyaşar’ın Aslı Gibidir: Diyarbakır Hikâyeleri. Taşıdığı kültürel, siyasi ve kişisel tüm anlamlar ve çağrışımlarıyla yazarı büyüten şehir, Diyarbakır… Murat Özyaşar, gidip geldiği iki dil arasında, yazıyla ve şehirle kurduğu özel ilişkiyi dile getiriyor edebi metinlerinde. Parçalar birleştiğinde, bir edebiyatçının yazarlık serüvenini, imge dünyasını, duruşunu onun penceresinden seyre dalıyoruz.
“Bazı sözcükleri öğrenmenin yaşı vardır. Amma velakin kimi yerlerde öğrenmenin yaşı daha erkene alınmıştır. Diyarbakır’da doğmuşsanız şayet, diğer yerlerdeki yaşıtlarınıza nazaran bazı sözcüklere erken kayıt yapmak, kimi sözcükleri erken sökmek ve bu sözcüklerle vaktinden evvel tanışmak zorundasınızdır.”
