
“Kırık dökük çocukluğumuza”
Polat Özlüoğlu’nun dördüncü hikâye kitabı Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar 2022 yılında İthaki Yayınları’ndan çıktı. Kitabın içerisinde on bir hikâye yer almaktadır.
Yazar öykülerinde genellikle baba-kız çatışmasına ağırlık vermiştir. Edebiyatımızda baba-oğul ilişkisinin yoğun işlendiği düşünülecek olursa bu kitap edebiyatımız için yeni bir soluktur. Yazar hikâyelerini kaleme alırken ben anlatıcı bakış açısını tercih etmiş, tercih sebebi okuru öykülerin içine çekip muhatap kılmaktır ki bunu başarmıştır. Hikâyeler bir izlek etrafında şekillenmiş gibi görünse de her biri kendi içinde özgündür. Yazarın, “Dulkuşu” hikâyesinde günümüzde sık kullanılmayan bazı kelimelerin sözlük anlamını dipnot şeklinde değil de parantez içinde vermesi hikâyenin olay akışını etkilememiştir. Bu da Özlüoğlu’nun hikâyeler için kurduğu dile hâkimiyetini gösterir. Ayrıca bazı hikâyelerin başlangıç kısmına bir şairden, yazardan hikâyenin konusuna uygun alıntılar düşürülmesi hikâyelere estetiklik katmıştır. Düşürülen şiirlerden biri: “Baba bana bağırma farkında değilsin / arkası ezilenlerin yaladığı bir posta puludur dünya” (Akgün Akova).
“Unutmanın Huzursuz Bahçesi” “Gardiyan” “Kılçık Babam” “Bir Düğüm İki İlmek” hikâyelerinde babanın çaresizliği anlatılırken diğer hikâyelerinde otoriter, ataerkil, bencil baba karakterleri anlatılmış; yazar, her hikâyesinde aile kutsaldır değer yargısını kırmayı başarmıştır.
“Artık her yerde sen varsın. Senin yüzüne benziyor herkesin yüzü. Yolda kimi görsem sana benzetiyorum. Senin adınla sesleniyorum herkese. Senin sesini duyuyorum yürürken yaprakların hışırtısı bile senin mırıltını andırıyor. Rüzgârın uğultusu senin ıslığına benziyor. Senin sigarandan yakıyorum bazen. Bir kadeh de senin için içiyorum. Sağlığına diyorum içimden. Her neredeysen iyi olmanı diliyorum.”
(s.100).
“Unutmanın Huzursuz Bahçesi” “Gardiyan” “Bir Düğüm İki İlmek” hikâyelerinde bir babanın evladını yitirmesi ele alınırken “Kılçık Babam” hikâyesinde bir babanın yitirilmesi anlatılır.
“Evimizdeki Kız” “Annem, Kovboylar ve Sarhoş Atlar” “İhtiyar Filler Gibi” “Yaz Kızım” “Kırıntı” “Huzursuz Topuk Tıkırtıları” “Dulkuşu” baba karakterleri yüzünden kırık dökük çocukluk yaşayanların hikâyeleridir. Annenin her şeye rağmen babadan vazgeçememe hali, çocukların babaya bakış açıları, travmaları, travmalarının hayatlarına yansıması genellikle çocukların gözünden anlatılmıştır. Bir çocuğun gözünden baba profili çizilmiştir ki hikâyeler daha sahici kılınmıştır. Yazarın gazeteci kimliği göz önünde tutulursa “çocuktan al haberi” bu hikâyeler için geçerlidir.
“Ömür dediğimiz ne garip şeymiş baba. Anıların şimdiyi emanet alıp yarını rehin vermesiymiş bilinmeyene .”
(s.79)
Kol kırılır, yen içinde kalırmış; kalmasın diye yazılan bu hikâyeleri okuyunuz!
