-
Dünyadan Uzak – Çağrı KUMSAR BATAL


Korkunç çığlık herkesin aynı yöne bakmasına neden olmuştu. Burada garipliklerin olmaması daha çok şaşırtırdı. İlk gününü anımsadı. Acı anılar artık komik geliyordu. İradesi dışında bir yerde tutulmakla, özgürlükle, insan haklarıyla ilgili binlerce kelime sarf etmişti ama hala buradaydı. Sakinliğin sesini duyabiliyordu. Çığlıklar ve direnmeler yerini uyum sağlamaya bırakmıştı. Alanına gitmek için çıkış kapısına yönelerek görevlinin elindeki cihaza retinasını tarattı. Kapılar tıslayarak yerdeki oyuğa gömüldü ve ardından yükselerek kapandı. Adımlarını belli bir zaman içerisinde atmalı ve bir sonraki kapıya tam vaktinde ulaşmalıydı. Aksi halde kapılar arasındaki geçiş koridorlarında uyumsuzluk başlangıcı tespit edilir ve alarmlar çalmaya başlardı. İsyanları, olası sorunları önleyebilmek adına her türlü kısıtlanmış, özgürlük sağlanmıştı.
Kapsülünün önüne geldiğinde tam vücut taraması yapıldı ve yeni formaları giymek için teslim aldı. Tüm görevlerini tamamlayıp kapsülünde iç sesi ile baş başa kaldığı ana ulaşabilmişti. Kendisiyle sık sık konuşarak delirmeyi önleyebileceğine inanıyordu. Buraya geldiği günü hatırladı. İtirazları neticesinde kapsül yöneticisi yanına çağırıp “Dünyaya dönmek istiyormuşsun. Doğru mu?” diye sormuştu. Sadece başını sallamakla yetinebilmişti. Gözlerinden kontrolü dışında akan gözyaşları daha da öfkelenmesine neden olmuştu ama akıyorlardı işte… Yönetici duygusuz ses tonu ile konuşmaya devam etti: “Şimdi bu talebini yerine getirirsem bedenin tamamen parçalanması yarım saniye bile sürmez. Dünya artık bizim dünyamızdan farklı. Sizleri kapsüllere taşımadan önce bu bilgileri vermiştik aslında. Fakat taşınmanız esnasında beklenmedik hafıza kayıpları ile karşılaştık.” Yönetici optik projektör ile boş duvara bir ekran açtı. Buraya gelmeden önce onay verdiği tüm resmi evrakları sırayla gösterdi. Açıklamalarına devam etti “Sizler dünyanın sonu için bir anlaşma yaptınız. Bir kısmınız neredeyse kusursuz DNA dizilimleriniz nedeniyle tercih edildiniz, bir kısmınız da geliştirmeye devam ettiğimiz çok sayıda önemli girişim için gönüllü olarak katıldınız.” Kendi isteği ile buradaydı yani.
Zorunlu görevler tamamlandıktan sonra kapsüllere hemen dönülmüyordu. Herkesin besin zincirlerine ve sağlık verilerine göre el bileklerinde bulunan çiplerden ihtiyaçları zerk ediliyordu. Düşündü… Çocukken hayal ettiği gelecekte bulunuyordu şu an. Tek bir farkla hayallerde “özgürlük” vardı. Kapsüllerin iç içe geçtiği gerçeklikteydi. Herkes izole bir yaşam formuna gömülmüştü. Kapsüllere girmeden önce kısıtlanmış bir zaman diliminde dünyaya bakma hakkı veriliyordu. Kubbe biçimli saydam kapaklardan bir zamanlar sahip oldukları hayatlara bakıyorlardı. Gerçeği görmek istemezdi kimse. Aslında güneş her gün dünyaya daha da yaklaşıyordu. Dışarda herhangi bir canlı kalmamıştı. Kapsüllere dönülmesini belirten anons duyulduğunda alandaki herkes robotik hareketlerle, aynı anda ama kargaşa yaşanmadan hareket etti.
Rutin yatma öncesi işlerini tamamladı. Bir anda kapsülün kapısının dibe gömülmesi ile gözleri kocaman açıldı. Sonra gülümseyerek elindeki havluyu arkadaşına fırlattı. Gelen arkadaşı, yönetici seviyesindeki kapsüllerde görev aldığı için tüm alanlarda özgürdü. “Sana çok önemli bilgilerle geldim,” diyerek konuya girdi. “Bugün kopyamla karşılaştım,” dedi. Ağzı açık, nefesini tutmuştu. Duyduklarının ne anlama geldiğini düşünüyordu ama anlamlandıramıyordu. “Kopyalarımız mı var? Bunu bilmiyordum,” dedi. Arkadaşı sistemi anlatmaya başladı: “Elbette kopyalarımız var. Buraya sağlanan enerji nasıl elde ediliyor sanıyorsun. Seviyelerimize göre de kopyalarımız farklı alanlarda görev alıyorlar. Tek fark bizler çalışmak için zihinlerimizi kullanıyoruz onlar ise fiziksel güçlerini kullanıyorlar. Bizim sahip olduğumuz kapsüller gibi serbest dolaşım alanları yok. Sadece bedenlerinin sığabileceği büyüklükte kapsülleri var. Onun dışında olduklarında sadece görevlerini yerine getiriyorlar.” Bir süre sessiz kaldılar. Arkadaşı önüne doğru zıpladı ve: “Hadi gidip senin kopyanı da bulalım.” dedi ve cevabını beklemeden kapıya doğru yöneldi.
Kapsüller arası gönderilerin sağlandığı asansörlerde bulmuşlardı kendilerini. Yüksek rütbeli “-42. Kat” komutunu verdi. Çoktan gerekli bilgilere ulaşmış ve arkadaşının kopyasının bulunduğu alanı öğrenmişti. Kendisini yine robot gibi hissediyordu, üst seviyede olmasına güvendiği arkadaşının ardından giderken. Bir kapsülün başına geldiler. Yüksek rütbeli şifreyi tuşladı. İstiridyeye benzeyen kapsülün kapağı açıldı. Kopyası uyuyordu. Aynıydı ama farklıydı. Bir sorunu var gibi görünüyordu. Belki de özellikle bu şekilde üretilmişlerdi. Kopyası gözlerini açtı. Korkmuş görünüyordu ama konuşmuyordu. Yere kan damladı, kopyası yaralıydı. Göğsündeki vida sıkıştı.
-
Meral, Uğur Terzi

4 Haziran Cumartesi günü Uğur Terzi ile “Meral”i konuştuk, öncesinde ve sonrasında çok güzel eğlendik 💜 İyi ki geldiniz🍀📚



-
“Zamansız” , Latife Tekin – Ayşegül Atılgan


Çağdaş edebiyatımızın bilinen ismi Latife Tekin imzasıyla Zamansız, 2022’de Can Yayınları’ndan çıktı.
Zamansız’ın karakterleri, karakterlerin arasındaki ilişki örüntüleri aşk üzerinden veriliyor. Gelincik ve Yılan balığı aşkı; Hikâyemizin Adı, Kıvrılarak Işıyıp Sönen Parıltı başlığıyla verilirken bu başlık Gelincik ve Yılanbalığı ilişkisinin âdeta özeti gibidir. Yılanbalığı belirli mesafeye kadar karaya çıkabilen bir su canlısıyken, Gelincik de yüzebilen bir kara canlısıdır. Âşıkların kavuşma anları bu zamanlardır. Bu göl yalnızca bizim aşkımıza ait dedikleri anda gölde bir çanta bulurlar. Bu çantayla birlikte Beyaz Elbiseli Kadın ve Benini’nin aşkına tanıklık ederiz. Hikâyeler birbiri içerisine geçer öyle ki göle savrularak yılan balığına ve gelinciğe dönüşen bir kadınla erkeğin hikâyesini okumaya başlarız. Tekin, aşkı anlatırken bir çocuğun kelime dağarcığını kullanır. “Çünkü aşk doğarken çocukluğa döneriz; eski albümlere bakmaya gideriz çocukluk evimize sevgilim” Bu yüzden aşkın ilk zamanlarında cinselliğin arzulanan bir şey olmadığı vurgulanır. “Neden inanmıyorsun sevişmek değil arzuladığım şey dokunmak istiyorum sana bilemiyorum ki belki de geçmiş bir zamanda senin kollarında öldüm ben.” Sevişme türler arası geçişle okuyucuya verilir. Gelincik severken kanatır, Yılanbalığı ise çarpar. Benini ve Beyaz elbiseli kadının sevişmesi de buna benzerdir.
Gelincik’in çantada bulduğu mektupları okuma ısrarına katlanamayan Yılanbalığı ortadan kaybolur. Sevgilinin gitmesiyle Gelincik için yas günleri başlar, yas günlerinde mektupları okur. Mektuplarda Benini’nin çekeceği filme odaklanmasıyla kadından uzaklaşması, kadının bu durumdan duyduğu üzüntü dile getirilir. “ Çok çok oyaladım seni canım, benim aşk hezeyanlarım olmasa senaryoyu yarılamıştık belki de her şeyi bir yana bırakıp çekeceğin filmi konuşacağımız zamanlar yaratabilsek keşke, dostluğumuzun geleceği filmin olsun, bunun için geç kalmadığımızı söyle bana, sadece bunu söyle. Ayrılığın adının koyulduğu Suyu Bomboş Sızlayan Göl başlığıyla tekrar Gelincik ve Yılanbalığının aşkına döneriz. Gelincik’in Yılanbalığının yokluğunda tilkiyle yaşadığı ilişki aile ilişkisi katmanına taşınır. Ailenin geçmişi, ailenin sebep olduğu travmalar, anne-baba ilişkisi üzerinden verilir. Ve aile ilişkilerinde eksik kalan neyse aşkta o eksiklik tamamlanmak istenir.
Yazar, romanını bütün zamanlarda okunabileceğini okuruna ileterek bitirir. “(…) bir imgeye dönüştüğü için asla sıradanlaşmayacak.” Ve bitmeyecek.
Tekin, çağdaş edebiyatımızda üst kurmaca olarak nitelendirilen bu romanında yoğun mecaz ve imgelem kullanır hatta şairin şiirindeki imgelemeyi romana taşır. Şiirde olduğu gibi az sözle birçok şeyi ifade eder. Doğadaki şiirselliği yansıma ve tekrarlayan sözcüklerle“suya bakma gece çökerken” “suya bakma güneş parlarken” “cırr, huvişşt vs.” sağlar. Son zamanlarda Çağdaş edebiyatta felsefede kullanılan yapı sökümü tekniği kullanılmaya başlanmıştır. Yapı sökümü tekniği bir metin için dili söküp yeniden bir dil yaratmaktır. Latife Tekin bunu başarmakla birlikte bu tekniği kullandığını okura iletir. “Bu sabah yeni bir sayfa açmıştım kendime, taptaze başka bir metin için yeni bir sayfa, metnin başlığı kendiliğinden böyle doğdu, zihnimde sırrını çözemediğim bir imge titreşiyor son üç dört gündür, düzyazı-şiir havasında bir şeyin imgesine benziyor, dile gelsin diye yakınına sokulup bakmaya çalışıyorum ben de, daha iyi görebilmek için yapabildiğimce büyüteceğim bu imgeyi. Şimdilik açtığım sayfa boş, bir mektup daha yazıp bu boş sayfayı sana göndermeye karar verdim, heyecanlanıp eline kalemi alırsın belki bilinemez yakınlığımızın dili kurulur.”Latife Tekin, Zamansız romanını pandemi döneminde, ölümün penceresinden yaşama, doğaya, aşka, insan ilişkilerine bakarak yazmıştır. Pandeminin neredeyse sona erdiği bugünlerde inadına yaşamak, inadına âşık olmak için okuyun!
Ayşegül Atılgan
-
Zamansız, Latife Tekin

Zorba Kitabevi Edebiyat Kulübü olarak Latife Tekin’in son kitabı “Zamansız” için bir araya geldik. Katılan tüm arkadaşlara çok teşekkür ederiz. 🍀📚


-
Arzu Eylem ile Modern Öykü

Zorba Kitabevi Öykü Buluşmaları’nın geçen haftaki konuğu Arzu Eylem idi. Sevgili Arzu, Dominic Head’in “Modern Öykü” kitabının rehberliğinde bizlere modern öykü tarihini anlattı, çok verimli bir buluşma oldu. Kendisine çok teşekkür ederiz.🍀📚 Son fotoğrafta ise 2 saatlik etkinlik boyunca annesini sessiz bir şekilde bekleyen dünya tatlısı Zeynep var. Öyküleri ve Zeynep’i seviniz.💜





-
Öykü Buluşmaları devam ediyor

Zorba Kitabevi Öykü Buluşmaları’nın geçen haftaki etkinliğinden 💜📚🌻


-
Meltem Terzioğlu


Herkese merhaba,
5 Haziran Pazar günü saat 14.00’te sevgili Meltem Terzioğlu, “Hiç Kimsenin Dünyasında” isimli son öykü kitabını imzalayacak. Bekleriz🌻🍀 -
Asabiyim Ben


Zorba Kitabevi Sinema Kulübü’nde yeni filmimiz “Asabiyim Ben”. Şimdiden iyi seyirler 🎬
-
Elsa Öldü – Azize UZUN

ve elsa öldü
öldüğü gün louis aragon delirdi
bir delinin gözüyle hayat pek tuhaftı
radyo dalgaları gibi karışıktı artık görülenler
oyuncakçılar yalnızca külahta leblebi tozu sattı o gün
yeryüzü gökyüzüne taşındı
bulutlardaki kornişlere takıldı bütün perdeler
uzakta bir deniz taştı
taşan suları vitrine koydular
daha bugün gibiydi birisi yaşıyordu
varla yok arası
yokla çok arası
herşey parladı bir anda
tüm çirkinlikler örtüldü
paris meydanı’ndaki büyük saat bozuldu
ama bunu kimse farketmedi
sırayla yelkovan kırıldı
akrep kırıldı
ardından bütün şehrin aynaları
el yazması bir kitap
bilmem kaçıncı dönemden kalmış
ziraai ilaçlamadan bahsediyor
böcekler ölsün diyor
yok yok yaşasın
karar vermek çok zor
fıstıklı limonata dağıtıldı sokakta yürüyen işçilere
emek diyorlar
ekmek diyorlar
anlamak çok zor
üç cadı sokak lambalarına üfledi
bütün şehir uykuya daldı
hayalet ışıkları çıkmaya başladı tek tek
düğün dernek kuruldu
üç cadı diğerlerine haber verdi
kazanlar kaynadı
cadılar çoğaldı
hangisi gerçek
hangisi değil
hangisi sanrı
hangisi yanılsama
garip bir yaşam
garip bir yaşayış
bir delinin gözüyle hayat pek tuhaftı
-
Close-Up

Zorba Kitabevi Sinema Kulübü olarak geçen hafta “Close-Up” filmi için bir araya geldik. Moderatörlerimiz Alkım ve Koray’a ve tüm katılımcı arkadaşlara teşekkürlerimizle🌻🎬💜





